Menü

Böbrek ve İdrar Yolu Taşlarında Tedavi Seçenekleri

28/06/2017 - Böbrek
Böbrek ve İdrar Yolu Taşlarında Tedavi Seçenekleri

Yöremizde böbrek ve idrar yolu taşlarının görülme sıklığının yüksek olduğunu biliyoruz. Bunun nedenini tam olarak bilmesek de sıcak iklimin neden olduğu aşın terleme ve sıvı kaybının hazırlayıcı faktörler olduğunu söyleyebiliriz. Bölgemizdeki içme suyunun sertliğinin sanılanın aksine taşın oluşumunda önemi yoktur. Aksine, kaynatma ve damıtma gibi yöntemlerle kalsiyumu azaltılmış suların içilmesi ve diyette kalsiyumun kısıtlanması bazı durumlarda taşın oluşumunu tetikleyebilir.

İdrar yollarından taş düşürmeye çalışan kişilerin çoğunluğu ciddi bir ağrıdan yakınırlar. Nadiren ağrısız olarak bu taşlar kendiliğinden düşebilir. Ağrının oluşum nedeni taşın     hareketi değil, taşın idrar yolunu tıkaması sonucu oluşan aşın gerilme ve artmış idrar yolu kasılmalarıdır.          5 (beş) milimetre ve altındaki taşlar çoğunlukla kendiliğinden düşerler. U 10 (on) milimetreden büyük taşların ise kendiliğinden düşmesi son derece zordur.

İdrar yollarında taş saptandığında öncelikle ağrının kesilmesi ve hastanın rahatlatılması gerekmektedir. Ağrılı dönemde sanılanın aksine bol sıvı alınması taşın düşmesini kolaylaştırmaktan daha çok ağrının artmasına neden olacağı unutulmamalıdır. Bu nedenle bol sıvı alımı ağrısız dönemlerde uygulanmalıdır.

Taş sancısının çok şiddetli olduğu durumlarda hasta genellikle acil serviste görüldüğünden tedavi amacıyla güçlü ağrı kesicilerin kullanılması gerekir. Ancak böyle bir tedavinin verilebilmesi için taş dışı olabilecek sebepler kesin olarak dışlanmalıdır.

Bunun dışında taş hastalarında koruyucu amaçla bazı ilaç tedavileri verilmektedir. Taşın cinsi biliniyorsa ve bazı kan-idrar tahlilleri ile altta yatan problemin ne olduğu saptanabiliyorsa nedene yönelik risk azaltıcı ilaç tedavileri verilebilir.

Yaklaşık bir aylık bir süre içinde taş düşürtülememişse veya kendiliğinden düşmesi beklenmeyen boyutta bir taş saptanmışsa girişimsel tedaviler planlanır. Ülkemizde I990’lı yıllara kadar idrar yolu taşlan tedavisinde çoğunlukla açık ameliyatlar uygulanmaktaydı. Günümüzde geliştirilen birçok yöntemle taşın girişimsel tedavisi daha kolay ve hastalar açısından daha kabul edilebilir duruma gelmiştir ve kaplı taş ameliyatları uygulanmaya başlanmıştır. Bunlardan en çok uygulananı vücut dışından gönderilen şok dalgalarıyla taşın kırılmasıdır (ESWL). Hem böbrek içi hem de idrar yolundaki taşlara uygulanabilen, çoğunlukla ağrısız ve anestezi gerektirmeyen bu yöntemle, taşlar parçalandıktan sonra kendiliğinden düşmesi beklenir. Taş boyutu arttıkça ESWL tedavisinin başarısı düşer. Bu tedavinin başarısız kaldığı böbrek taşlarında diğer seçenek, sırtın yan tarafından açılan 1.5 cm’lik bir keşiden yerleştirilen bir boru içinden böbreğe ulaşarak taşların kırılması ve dışarı alınmasıdır (PNL). Taş idrar yolunda ise idrar kesesi içinden üre teröre noskop olarak isimlendirilen bir cihazla idrar yolu içine girilerek taşa ulaşılır ve kırılarak dışarı alınır. Günümüzde esnek, ucu kıvrılıp bükülebilen üreterorenoskoplar geliştirilmiş, idrar kesesi içinden sadece idrar yolu değil böbreğin içine kadar ulaşabilme olanağı sağlanmıştır. Bu yöntemlerde, taşın kırılması pnömatik (basınçlı hava), ultrasonik dalgalarla taşın parçalanması gerçekleştirilmektedir. Son zamanlarda “HOLMIUM LAZER” ile taş kırılma tedavisi yaygınlaşmıştır. Holmium lazer, taşın daha iyi kırılmasını sağlamakta ve daha küçük parçalara ayrılmış bu taşların kendiliğinden düşmesini kolaylaştırmaktadır. Ayrıca holmium lazer bu iş için geliştirilmiş çok ince aletlerle kullanılabilmekte, özellikle çocuklarda idrar yolu yaralanmalarını minimale indirmektedir.

Sonuç olarak idrar yollan taş cerrahisinde holmium lazer tedavisini günübirlik yapılan, kapalı böbrek ameliyatları sonrası dönemde hasta konforu açısından tercih edilen bir yöntem olarak uygulamaktayız.